Türkiye ekonomisinin belki de en belirgin "karakteristiği" yüksek enflasyonla olan uzun soluklu mücadelesidir.
1930’larda devlet eliyle sanayileşme (Sümerbank, Etibank) büyümenin motoru olmuştur. Üretim yapısının ithalata bağımlılığı
1980 öncesi tarım ürünleri ağırlıklıyken, bugün otomotiv, tekstil ve beyaz eşya gibi sanayi kolları başı çekmektedir. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana yapısal dönüşümler
Üretim yapısının ithalata bağımlılığı, Türkiye ekonomisinin "yumuşak karnı" olan cari açığı doğurmuştur. bugünkü tabloyu anlamak için kritik önemdedir.
Türkiye ekonomisi, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana yapısal dönüşümler, krizler ve büyüme ataklarıyla şekillenen dinamik bir geçmişe sahiptir. Bu süreci temel makroekonomik göstergeler üzerinden okumak, bugünkü tabloyu anlamak için kritik önemdedir. 1. Büyüme ve GSYH: Tarımdan Sanayiye
Cari açığın en büyük bileşeni olan enerji ithalatı, döviz kurları üzerindeki baskının temel nedenlerinden biri olmayı sürdürmektedir. 4. İstihdam ve İşgücü Dönüşümü
Petrol şokları ve siyasi istikrarsızlıklar enflasyonu kronik hale getirmiş, 1994 yılında %100'ün üzerine çıkan rakamlar görülmüştür.